Bir web uygulamasında sık karşılaşabilecek küçük bir ayrıntıyı paylaşayım. Sitede bir bölümde rastgele içerik verildiğini düşünelim. Aynı zamanda bu içeriklerin bazılarını zaman zaman ön plana çıkarmak için tüm içerikler toplamları 100 yapacak şekilde farklı ağırlıklarda olsun.
Bu durumda bu içeriğin veritabanından en hızlı şekilde gelmesi gerekir. Bu performansı 2 küçük eklemeyle çözebiliriz.
Bu ağırlıkları tuttuğumuz alan weight olsun. Önce bu tabloya weightTotal isminde bir alan ekleyelim. Bu alan bulunduğu satıra kadar olan alanların (bulunduğu satır dahil) toplamını tutsun. weightTotal alanını da weight alanının güncellendiği durumlarda tüm weightTotal değerlerini güncelleyecek şekilde çalışacak bir trigger ile güncelleyelim.
Verinin çekilmesi esnasında da T-Sql içerisinde 1 ve 100 arasında rastgele bir sayı seçip bu sayıdan büyük en küçük weightTotal değerli alanı seçtiğimizde bu isteği performanslı bir şekilde çözebiliriz.

Bazen ortalama insan ömrünün 70 yıl olduğunu unutuyoruz sanırım.

Bu yıl 2. dönemi başlayacak olan etohum, yeni dönem başvurularını 27 Ağustos'tan itibaren almaya başlıyor. Başvurular http://www.etohum.com/basvuru adresinden yapılabiliyor.
Sosyal medyayı kullanan ünlülerden takip ettiklerim benim davranışlarımı ne kadar etkiliyor diye düşündüm. Şu şekilde etkiliyorlarmış;
- Sertab'ın şarkısını çok dinleyip sevdim, radyo dinlemeyen ve televizyonda müzik kanalı izlemeyen birisi olarak bu şarkıyı normalde çok fazla dinleme ihtimalim yoktu
- Selçuk Erdem'in son kitabını aldım. En son aldığım karikatür kitapları Selçuk Erdem'in Karikatürler 1 ve 2 idi ve alalı yaklaşık 10 sene olmuştu.
- Birkaç yıldır mizah dergilerini düzenli olarak almam. Aldığım zamanlarda da Penguen ve Uykusuz'dan birini tercih ederdim. Son birkaç haftadır düzenli olarak almaya ve sadece Penguen almaya başladım.
- Geçen hafta bir gazetenin Pazar ekinde Mirgün Cabas ve Erdil Yaşaroğlu'nun Alp Dağları gezisi röportajını Erdil'i daha yakından tanıyormuş psikolojisiyle okudum.
- NTV Yayınları'dan çıkan Cahillikler Kitabı 2'yi alıp okumaya başladım
- NTV'deki Yaz Gecesi programını sadece twitter hesabını aktif olarak kullandığı için düzenli olarak izlemeye başladım.

Girişimci olmak için ideal zaman var mıdır? "Deveye sormuşlar, neden boynun eğri" gibi, girişimcilik için hangi şey ideal şartlarda ki başlama zamanı ideal olsun. Zaten bunun için ideal bir zaman olsaydı "Dünya Girişimcilik Günü" diye uydurma bir gün olurdu. Her yıl kutlarken de "Haydi arkadaşlar, bugün girişimci olmak için muhteşem bir gün" şeklinde gaz verilirdi ortama. Hatta aynı gün güzide kanalların ana haber bültenlerinde "çiçeği burnunda girişimciler" ellerinde vergi levhaları ile poz verirlerdi.
Aslında girişimciliğin ilk başlarındaki uzunca bir sürenin "düzenli maaştan mahrum olmak" ve "daha çok çalışmak" şeklinde geçtiğini varsayarsak aslında bu şartlar hiç kimse için hiçbir zaman ideal olmayacaktır. Benim günlük hayatta sıklıkla kullandığım "Kolay olsa herkes yapar" cümlesi bu durumda da "Senin için ideal zaman, herkes için ideal zaman olacaktır" şekline dönüşür.
Peki motosiklet kullanmaya başlamak için ideal zaman var mı? O da yok, aslında girişimcilik için başlama zamanıyla aynı. Düzenli maaş (otomobil,metro vs), daha çok çalışmak (ulaşım için ekstra fiziksel enerji, yağmur,çamur,toz,toprak), girişimci olup batmak (motosiklet kazası) vs. Aslında çevremdekilerden sıklıkla duyduğum "Ben profesyonel iş yaşamı için çok uygunum, girşimci olup da ya batarsak" cümlesiyle "Abi otomobil daha garanti be, ya kaza yapıp ölürsek" cümlesi arasında da pek bir fark yok.
Guy Kawasaki'nin "Girişimci bir iş ünvanı değildir. Girişimci geleceği farklılaştırmak isteyen insanların içinde bulundukları ruh durumudur" sözünü çok sevdim, ideal zaman konusunu da destekleyici oldu sanırım. (Kawasaki aynı zamanda bir motosiklet markası :) )
O zaman ideal zaman içindeki isteğin planlı olmayan bir zamanda açığa çıkmasıymış.
Tüm girişimcilere keyifli sürüşler.
Resim dominicansingapore.wordpress.com sitesinden alınmıştır.

İlk Pazar günü erken kalkıp Bebek Parkı'ndaki buluşma noktasına gitmiştim. Önce toplu ısınma hareketleri, sonra tempolara göre 3 gruba ayrıldıktan sonra, her grup bir kondisyoner eşliğinde koşmaya başladı. Biz sahilde koşarken bizim için gelen ambulans da herhangi bir sağlık problemine karşı bizi çaktırmadan takip ediyordu. Koşarken de kondisyonerler ciğer ve nabız durumlarını sık aralıklarla sorup zorluk çekenlere bazı yönendirmeler yapıyordu. Sonbaharda başladığı için çok uzun sürmedi ama ben 3-4 tanesine katılmıştım.
Daha sonra farklı şehirlerde devam etti. Sonraki yıllarda yapıldı mı bilmiyorum ama geçen gün tekrar başladığına dair haber aldım.
Buraya kadar her şey güzel. Tekrar katılmak için düşünürken bir de baktım ki bizim müthiş Bebek parkuru kalkmış, sadece Suadiye, Bakırköy ve Beyoğlu parkurlarında yapılıyormuş. Bana en yakın Beyoğlu gibi görünüyordu ama Beyoğlu'nda nerede koşulacak diye merak edip bu sabah 09:00'da oraya gittim. İlk katıldığımdaki konsept "buluşup koşmak" yerine "mağazada buluşup koşmak" şekline çevrilmiş. Bence eskisi gibi kalsaydı daha iyi olurdu. Mağazada olmasının koşu ayakkabısı, çorap, tişört, şort temini açısından bir takım avantajları olsa da Nike ve mağaza çok fazla ön plana çıktı. 2006'da ben adidas ayakkabılarımla koşmuştum. Hatta benim gibi bir çok insan vardı. Hiç bir şekilde Nike ürünleriyle ilgili bir söylem olmamıştı. Diğer parkurlar sahil olmasından dolayı belki biraz daha farklıdır ama anladığım kadarıyla bir mağazada buluşma durumu her şekilde gerçekleşiyor.
Tüm bu küçük detaylara rağmen Nike gerçekten takdir edilesi bir iş yapıyor, bu sabah yaklaşık 40-50 kişi İstiklal Caddesi'nde koştu. Koşu sonrası kahvaltı ikramı da eskiden olduğu gibi devam ediyor. Unutmadan parkur da şöyleydi. İstiklal Caddesi'nde Nike mağazasından tünele doğru gidilip, Galata Kulesi'nden dönülüyor. Kısacası normal bir şekilde gidilip sarhoş olarak dönülen yol, bu sefer de nefes nefese kalmış şekilde dönülüyor :)
Koş Türkiye koş!

- Oyunun ve projenin çıkmasına yakın son geceler stresli geçer, sabahlanır.
- İkisinde de ekip çok önemlidir, doğru kişiler doğru rollerde olmalıdır.
- Ülkemizde ikisinden de para kazanmak çok zordur.
- Hedef kitleye uygun olmazsa ikisi de başarısız olur.
- Salon oyunun seyir zevkini ne kadar belirlerse,server da projenin seyir zevkini belirler.
- İkisinde de sahnelenme sırasında problemler çıkar, önemli olan bunları izleyiciye yansıtmamaktır.
- Kağıt üstünde olan ve hayata geçen arasındaki fark şaşkınlık yaratır.
- Seyirci ve kullanıcı ne kadar çok ve ilgiliyse tempo o kadar yüksektir.
- Her ne kadar "kostüm oynamaz oyuncu oynar" dense de, kostüm ikisinde de önemlidir.
- İlk oyunlar ve beta versiyon önce eşe dosta izletilir, sonra başkalarına anlatması beklenir.
- İkisinde de en büyük başarı parametreleri "istemek", "sabır" ve "fedakarlık" tır.
Son günlerde gerçek zamanlı sonuç getiren arama motorlarının sayısı artmaya başladı. Bugün rastladığım twipick bu işlemi biraz farklılaştırıp sadece twitpic ile paylaşılan resimler arasından arama yapıyor. Mesaj içinde geçen kelimelere göre de resimler gruplanabiliyor. Örneğin http://twipick.tjp.hu/tag/Oracle linkinde sadece Oracle ile alakalı gerçek zamanlı resimlere ulaşmak mümkün.
Bu aralar canım sıkıldığında yapacağım ilk şey ana sayfadaki resimlere bakıp kafa dağıtmak olacak. Bir nevi çalışırken ofisin balkonundan yoldan geçen insanlara, arabalara bakmak gibi. Sadece balkonun manzarası biraz geniş :)

Yeni öğrenilen bir dilde "Hello World" yazmak;
- Çok sevilen eski bir şarkının başka birisi tarafından söylenenen yeni düzenlemesini dinlemektir.
- Gidilen farklı bir ülkede, o ülkenin konuşma diliyle söylenen ilk "merhaba" nın heyecanıdır.
- Tatil için yapılan seyahatte, deniz mavisinin ilk göründüğü andır.
- Yeni bir işin ilk sabahı söylenen ilk günaydın sonucu alınan "hoşgeldin" alt metinli gülümsemedir.
- Yaz ayının ilk karpuzundan kesilen ilk dilimi yemektir.
- Yeni alınan kaskla yolda verilen ilk kask selamıdır.
- Yeni başlanan bir ilişkideki tereddütle söylenen ilk "seni seviyorum" anıdır.
Seni "Real Time" Aradım, Kadehlerdeki Dudak İzlerinden
15 Nisan 2009 tarihinde Harun PEKŞEN yazdı
Etiketler: friendfeed, real-time search, twitter

Real-time (Gerçek zamanlı) arama kişisel veya profesyonel amaçlı kullanılırsa fayda sağlar mı? Bunu iki amaç için de bir süredir çeşitli yöntemlerle deniyorum ve büyük ölçüde işe yaradığını söyleyebilirim. Hangi amaçlar için kullanılabilir konusunda birkaç madde listeledim.
* Kişisel olarak sizi ilgilendiren kelime veya kelime gruplarının nerelerde konuşulduğunu öğrenmek için. Bunlar kendi isminiz, projeniz veya firmanız olabilir.
* Haberdar olmak istediğiniz konularla ilgili gerçek zamanlı içeriğe ulaşmak isteyebilirsiniz. Güncel olarak takip ettiğiniz konu başlıkları, örneğin google alert ile şu an takip ettiğiniz konu başlıkları olabilir.
* Bu konuda yetkilisi olduğunuz firmanın hakkında konuşulan iyi veya kötü içeriği anında görüp, konulara müdahil olmak isteyebilirsiniz.
* Trend konuları buradan görebilirsiniz, son 1 saat içinde insanlar neler konuşuyor, gündem ne?
* Haber alma amaçlı olarak kullanılabilirsiniz. Haber sitesi veya televizyondan çoğu zaman daha çabuk güncelenir. Tabii ki her zaman bir yanılma payı vardır.
Gündem konuları ise tüm sosyal medya kullanıcılarının genel gündemi belirlemektedir. Kullanıcı sayısı ve içerik çok daha arttığı zaman kategori veya kişi grubu filtreleri arasından arama yapmak, daha doğrusu o konunun veya grubun gündemini takip etmek için de zamanla çeşitli araçlar oluşacaktır.
